Kamudaki Paralel Dosyası Açılıyor

GÜNDEM kategorisine 18 Temmuz, 2016 tarihinde eklendi, 1.287 defa okundu

Dünkü yazımızda “Kamu kesiminde alçaklarla (FETÖ) mücadele yeni başlıyor” başlıklı yazımızda konuya genel olarak giriş yapmıştık. Bugünkü yazımızda Paralel Devlet Yapılanması’yla ilgili daha somut açıklamalarda bulunacağız. Özellikle bu yapıyla hemen hemen hiç mücadele yapılmayan veya mış gibi yapılan kurumlardan örnekler vereceğiz. Şimdiden bu yazıda bazılarının canını sıkacağımı ifade edeyim.

Kalkınma Bakanlığı en zayıf mücadele yapan kamu kurumudur

Kalkınma Bakanlığı’nın bu yapıyla en az mücadele yapan kamu kurumları arasında olduğunu net bir şekilde ifade edebiliriz. Özellikle bu kurumdaki yöneticilerin çok büyük tazyikler sonucunda yani Cumhurbaşkanı veya Başbakan’ın devreye girmesiyle görevden alındıklarını (Bu yapıya ait listelerin bizzat verilmesine rağmen) ve görevden almalar neticesinde de soruşturma yapılmayarak kısa sürede mahkeme kararıyla dönmelerinin sağlandığını sağır sultan dahi duymuştur.

Kimseyi suçlamak istemeyiz ama görünen en temel gerçek budur. Bu kurumda çalışanların Planlama Uzmanı kökenli olmaları ve birbirleriyle çok yakın ilişkiler içerisinde bulunmaları bu yapıyla mücadeleyi zorlaştırmıştır. Ancak hiçbir mazeret bu alçak yapıyla mücadelede laçkalığı mazur gösteremez.

2014 yılında FETÖ’ye müzahir olduğu için yurtdışına gönderilmeyen birçok personelin 2015 yılında birilerinin devreye girerek bu personellerin yurtdışına gönderilmesi dahi bu kurumun PDY ile nasıl bir mücadele yaptığını gözler önüne sermektedir. Bunun yanında, bu kurumdaki bir Uzman Yardımcısı’nın paylaşımında yer alan; “Başbakan daha önce halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçundan ceza almıştı değil mi” “11 Haziran, mobil ile hükumet + polis + medya= Utanc” ifadeleri dahi kurumun nasıl bir durumda olduğunu göstermeye yetecektir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın da üzerinde düşünülmelidir

Maalesef bu bakanlık ile bağlı ve ilgili kurumlarında uzunca bir süre bu yapıya dokunulmamıştır. Dokunulanlar da yüksek maaşlarla müşavir olarak keyifli bir şekilde çalışmadan maaş almaktadırlar. Bu köşeyi takip edenler “Tarım Bakanlığı’nda yapılan görevden alma ve atamaların derin analizi” başlıklı yazımızı hatırlayacaklardır. Bu bakanlıktaki PDY ile mücadelenin Sayın Faruk Çelik’in Bakan olmasından sonra başladığını ve önemli adımlar atıldığını ifade etmiştik.

Bu yazımızda; “Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan’ın paralel yapıyla yaptığı mücadeleyi maalesef birçok bakanlıkta göremedik. Bu bağlamda, uzunca bir süre bu bakanlıkta paralel yapıyla etkin mücadele edilemedi ve paralel yapı elemanları en rahat günlerini geçirdi. Özellikle TAGEM ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndaki paralel yapı elemanlarına dokunulmamıştır. Öyle ki bu bakanlığın ilgili kurumlarında paralel yapıyla ciddi bir mücadele yapılmamıştır. Gelinen noktada Sayın Bakan’a ciddi işler düştüğünü ifade etmek isteriz. Kısa sürede atılan olumlu adımlar, güzel işlerin habercisidir diye düşünebiliriz” ifadesinde bulunmuştuk.

Maalesef kamu kurumlarında bu yapıyla mücadele, hatır ve gönül işlerinin ön plana çıkması nedeniyle zayıflamıştır. Konunun Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsi meselesiymiş gibi bir davranış sergilenmesi ile kimsenin kötü adam olmak istememesi bu yapıyla mücadeleyi zayıflatmıştır.

Devlet Personel Başkanlığı’nın bu yapıyla nasıl mücadele ettiği araştırılmalıdır

Bu Başkanlık’ta da uzun süre PDY ile mücadele yapılmamıştır. Özellikle Başkan Yardımcısı olarak uzun yıllar çalışan bir personelin bu yapının merkezinde olduğunu sağır sultanın dahi duymuş olmasına rağmen bu personel, 2015 yılına kadar yerinde tutulmuştur. Bu personel en sonunda Başbakanlığın zorlamasıyla görevden alınabilmiştir. Kaldı ki bu personelin fiili başkan olarak görev ifa ettiği de cümlenin malumuydu ve çok kritik işlerden sorumluydu. Hatta PDY ile mücadele için hazırlanan mevzuat çalışmasında dahi bulunduğu yönünde bilgi verirsek konu daha iyi anlaşılır.

PDY ile mücadelede hükümete eylem planı sunacak bir kurumun Başkan Yardımcısı’nın dahi uzun bir süre yerinde kaldığı ve Başbakanlığın zorlamasıyla görevden alındığı düşünüldüğünde nasıl vahim bir tabloyla karşı karşıya kalındığı görülecektir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki süreç iyi araştırılmalıdır

Sayın Ahmet Erdem’in Haziran seçimlerinden sonra Bakan olmasına kadar bu bakanlık ve bağlı ve ilgili kurumlarında hiçbir mücadele yaşanmamıştı. Sayın Erdem’in kısa süreli Bakanlık döneminde bu yapıya büyük bir darbe vurulmuştur. Ancak, 2015 yılı Haziran ayına kadar bu yapıyla niçin mücadele yapılmadığı da üzerinde durulması gereken ibretlik bir konudur.

Yer darlığı nedeniyle örnekleri bu kadarla sınırlamaya çalışıyoruz. Ama sizlerin çok küçük bir tefekkürle çalıştığınız kurumlardaki mücadeleyi görerek yapılan veya yapılmayanları net bir şekilde görmeniz mümkün olacaktır. Bu kadar örgütlü bir yapıyla ne kadar amatörce mücadele edildiği ve mücadelenin münferit gayretlerle yürütüldüğü açıkça görülecektir.

Sinop Valisi’nin görevden alınması üzerinde durulmalıdır

FETÖ’nün darbe girişiminin ardından, Sinop’ta flaş bir gelişme yaşanıyor ve Vali Dr. Yasemin Özata Çetinkaya, görevden alınıyor. İddiaya göre eşi, Garnizon Komutan Vekili Albay Temel Çetinkaya da gözaltına alınanlar arasında. Bu arada Vali Çetinkaya’nın kaldığı konut ve Karakum’daki Vali Konukevi’nde de savcılık emriyle arama yapıldığı iddia ediyor.

Bu kişi, Talas Kaymakamı iken; 19.02.2015 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye’nin 3. Kadın Valisi olarak Sinop’a atanmış ve 06.03.2015 tarihinde de görevine başlamıştır.

Öncelikle valilik gibi kritik bir göreve 17 ve 25 Aralık sonrasında atanan bir kişi hakkında araştırma yapanların sorgulanması gerekmektedir. Tek başına bu olay dahi atamalarda nasıl bir mantık işletildiğini göstermektedir. Ha bu arada, görevden alınanların merkez valisi olarak görev yapmaya devam ettikleri de unutulmamalıdır.

Görevden alınanların keyfi yerinde

PDY mensubu (müzahir) olduğu için görevden alınan birçok personel müşavir kadrosunda çalışmadan aldıkları maaşlarla keyif çatmaktadır. Birçoğunun haklarında soruşturma dahi yapılmamıştır. Yazık ama paralelle mücadelede bulunan en pratik yöntem, bunların maaşlarında azalma olmadan görevden alınması yöntemidir. Yani adam hem iş yapmıyor hem de maaşı düşmüyor. Yöneticilerin bu yapıyla mücadele yapmadaki isteksizliği bu alçakları sıkıntıya sokacağına rahatlatmıştır. Bu yapıyla mücadelede görevden atılan memur sayısı da bir elin parmağını geçmemektedir.

Sonuç olarak, görevden alınanlar hakkında kasten veya sehven hukuki süreç başlatılmaması ilgililerin yüksek maaşlarla müşavir olarak keyif yapmasını sağlamıştır. Örgütlü bir yapıyla mücadelenin amatörce yapılması ise durumu daha da vahim hale getirmiştir. Ümit ederiz ki darbe girişimi sonrasında, yeni mücadele yöntemi geliştirilerek alçakların kamudan kökleri kazınır. Yazık ama çok yazık.

Ahmet ÜNLÜ

Yorum Yaz